13 Eylül 2009 Pazar

Sel Felaketine İlişkin Basın Metni

Değerli basın mensupları ve kıymetli İstanbul halkı

08-09-209 tarihinde Tekirdağ, Silivri, Çatalca’da 09-09-2009 tarihinde ise İstanbul’un göbeği sayılan, daha 1,5 ay önce açıklanan Çevre Düzeni Planı ile İstanbul’un gelecekteki 1. kademe merkezi ilan edilen, her yerinden ruhsatlı iş ve alışveriş merkezleri, ruhsatsız fabrikalar yükselen İkitelli’de yaşanan sel felaketi sonucu resmi olmayan rakamlara göre 35 komşumuz hayatını kaybetti. Henüz kendilerinden haber alınamayan komşularımız da var.
K.Çekmece Sivil İnisiyatif yürütme kurulu olarak daha felaketi yaşarken bir yandan kendimizi diğer yandan da bizden daha ağır durumda olan komşularımızı selden korumak için elimizden geleni yapmaya çalıştık. Akşamında sel bölgesini daha 1,5 ay önce birinci derece merkez, Silivri’nin bereketli topraklarını gelişme alanı ilan edenlerin; vadide büyük iş ve alış-veriş merkezleri için ruhsat vermiş; kaçak fabrikaların çalışmasına izin vermiş olanların; krizi fırsata çevirmekte ustalıklarına bir kere daha şahit olduk. Sanki hiç sorumlulukları yokmuş gibi, onlar almaları gereken önlemleri almışlar da kardeşlerimiz bile bile inadına kendilerini öldürmüşler, evlerine, işyerlerine su doldurmuşlar gibi milletin karşısına çıkmalarına şahit olduk. Yağmuru içine çekecek bir avuç toprak bırakmayıp her yeri beton edenlerin, dere yatağında ısrarla büyük büyük binalar yaptıranların seslerini duyduk. Bir yanda harıl harıl lüks bina yükselen, geride kalan azıcık açık alanı koruyan vatandaşlarına karşı da TOKİ sopasını salladıkları bölgede “dere ıslahı” adına yeni rant projeleri üreteceklerini anladık.
Sel çekilip 10 Eylül günü gün ağardığında ise felaketin manzarası iyice ortaya çıkmıştı. Selin geride bıraktığı acılar, zorluklar devam ediyordu. Biz de elimizden geldiğince bu zorlukların azaltanı, komşumuzun zor günüde yanında duranı olmaya çalıştık, en önemlisi acılarını paylaştık.10-09-2009 tarihi itibarı ile cenazelerimizi kaldırdık.
Selin ilk etkisi geçtikten sonra patronu tarafından garajındaki araçları kurtarmak için çağrılan ve garaj kapağını açınca sel kurbanı olan kardeşimizin, servis aracındaki işçi kardeşlerimizin, hayvanlarını kurtarmaya çalışırken vefat eden kardeşimizin, gurbete yazgılı olup evine dönüştürdükleri TIR ları mezarlarına dönüşen şoförlerin hayat ve ölüm hikâyelerini dinledik, öfkelendik, biçare kaldık… Selden yoğun bir şekilde mağdur olanlar için öncelikli neler yapabileceğimizi planladık. En önemlisi onları bir arada tutacak hem aşevi hem de dertleşme yeri olarak kullanacağımız 2 adet çadır kurduk.
Çocuklar ve kadınlar için gerekli olan giysi, ayakkabı önceliği olmak üzere tüm vatandaşlarımızın kişisel ihtiyaçlarını tespit ederek tüm inisiyatif üyelerine duyurarak elimizden geldiğince ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. Tabi hala tümünü çözmüş değiliz. Yerel idareden ve konuyla görevli olan kurumlardan de bir an önce ihtiyaçların giderilmesi için çalışma yapılmasını talep ettik elimizden geldiğince destek olmaya, en azından doğru adreslere yönlendirmeye çalıştık. Selden sonra 48 saat geçmişken ve yeni bir felaketin daha geleceği söylenirken henüz bir tek kamu görevlisinin bile uğramadığı hanelerle karşılaştık.62 hanenin evini suyun bastığı yerde sadece bir tek hanenin özel olarak aranıp bulunup misafirhaneye yerleştirilişine, böylesi bir afet durumunda bile adam kayırmacılığın ne boyutta olduğuna, şahit olduk. Kızılay’ın getirdiği, kendisinin haberi bile olmayan yemeği kendi getirmiş gibi adamlarına dağıttırmaya kalkan, afet durumunda bile siyasi rant peşinde iktidar partisi ilçe başkanıyla karşılaştık. Kamu otoritesini harekete geçirmek için çabaladık. Kamu otoritesinin bu beceriksizliğinin selin çekildiği bugünlerde yeni sorunlar, salgınlar yaratacağını görüyor ve uyarıyoruz. Büyüklüğü itibarıyla sınırlı bir alanı etkileyen bu afet karşısında bu kadar beceriksiz davranan acil yardım görevlilerinin özellikle “olası deprem” afeti için onca gürültüye rağmen hiçbir hazırlıklarının olmadığı, kentlilerin kaderiyle baş başa bırakıldığını yaşadığımız deneyim bize gösterdi. “Bir nusubet bin nasihatten iyidir.” deyip bir an önce göstermelik olmayan afet planlarına ihtiyacımız olduğunu gördük.
Bu felaketi takdiri ilahi diye yorumlamak en kolayı. Ama ne yazık ki takdiri ilahi değil... Bu felaketin sorumluları şimdiye kadar görev almış tüm yerel ve merkezi yönetim temsilcileridir. Bunun elbette bilincindeyiz dolayısıyla tüm sorumluluğu şimdiki görevlilere yüklemiyoruz. Ancak onların da “bizimle ilgisi yok ki” pişkinliğini göstermelerine tahammülümüz yok. Yerel idareden ve Mülki idareden sorumlu olanlar derhal İstanbul halkından özür dileyerek istifa etmelidir.
Hızla büyüyen ve gelişen İstanbul şehrimizde yeni yapılacak planlarda sadece rantçıların değil, üniversitelerin, ilgili meslek odalarının, kentin büyük ve sessiz çoğunluğunun görüşlerini almazsanız; duyarlı yurttaşlar senelerdir bu şehirde çarpık kentleşmeden yakınırken siz her şeyi ben bilirim deyip, üstelik kentsel dönüşüm adı altında doğal afetleri kullanarak deprem, sel v.s diye yöre insanını o bölgeden tahliye ederek orayı TOKİ aracılığı ile RANT a çevirirseniz, helikopter seyahatiyle köprü güzergâhı belirlerseniz bu sonuçta kaçınılmaz olur.
Bu felakette yan kapısı olmayan servis aracının şoförü ile araç sahibinin payının en küçük pay olduğunu, sıra onlara gelmeden önlem alması gereken onlarca görevli olduğunu biliyoruz. Bütün sorumluluğun onların üstüne atılıp gerçek sorumluların kendini kurtarmasına izin vermeyeceğiz. Böylesi bir felaketin yaşanmasında önlem almayan, ihmali olan ve gerekli altyapı düzenlemesini yapmayan tüm yetkileri adalet önünde hesap vermeye çağırıyoruz. Buradan da ilgili makamlara suç duyurusunda bulunuyoruz.
Her şeyden önce daha şiddetli olacağı söylenen yeni yağmur dalgası için sel afeti potansiyeli olan yerlerin acilen boşaltılmasını ve gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyoruz. Gelişmelerin takipçisi olacağımızı duyuruyor ve tüm İstanbulluları da mağdur olan vatandaşlarımız ile dayanışmaya çağırıyoruz.

K.ÇEKMECE SİVİL İNSİYATİF adına yürütme kurulu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder